Merhaba...
Ramazan ayının ilk gününde; oruç tutan herkese kolaylıklar diliyorum.
Bu ay ile ilgili birkaç düşüncemi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle Kur-an'da yazılan her şeyin evrendeki tüm canlıların yararına yazılmış öneriler ve yasaklar olarak düşünüyorum.
Örneğin;
Namaz kılmak: Hiç bir yaşlı insanı -ki kaldı ki buna gençler de dahil, spor yapmaya ikna edemezsiniz. Ama namaz; günde 5 kez yapılan bir spordur ve insan hayatını rahat sürdürmesini sağlayacak basit hariketlerden oluşmaktadır.
Abdest almak: Aynı şekilde bir çok insanı, günde 5 kez temizliğe ikna edemezsiniz.
Oruç tutmak: Bu, yılda 1 kez vücudun dinlendirilmesi, bir nevi DETOKS yapma. Bunu yaparken hem bedenimizi terbiye ediyor, hem de ruhumuzu güzel şeyler imgeleyerek arındırıyoruz.
Zekat ve Fitre: Elimizdeki varlıkların kıymetini bilmek ve elimizden geldiğince ihtiyaçlı olanlara yardım etmek, bir nevi şükretmek...
Bu örnekleri yüzlerce çoğalta biliriz.
İnsanlara karşı hoşgörülü davranmak, onları anlamak, empati kurmak... Bunların hepsi Kur-an'da yazıyor. Ama ne yazık ki, bazı insanlar bunları kendi kılıflarına uygun bir şekle sokup, çıkarları doğrultusunda kullanıp, dini siyasi amaçlarına alet ediyorlar. Ve ne yazıktır ki buna çıkarları doğrultusunda inananlar olduğu gibi, gerçekten cahilce inananlarımız da var... Bu yüzden lütfen; Kur-an'ı gerçek amaçlarından saptırıp, bunu kişisel çıkarlarımız için kullanmayalım, kullandırmayalım da...
Ben "Kişisel Gelişim Programı"na katılmış birisiyim. Orada uyguladığımız tüm sistem Kur-an'da yapılması gerekenleri de içeriyor. Yani birbirleri ile örtüşen o kadar çok şey var ki...
Ve unutmayalım ki; ibadet şayet inanılıyorsa Allah ile Kul arasında yapılan bir şeydir. Şekilci olup, milletin gözüne gözüne sokarak yapıyor görülmeyelim. Yaptıklarımızdan da sadece kendimizin sorumlu olduğumuzu unutmayalım. Bunun için insanlara herhangi bir baskı ya da şiddet uygulamayalım. Yapılacak olan iyilikler de, kötülükler de sonuçda her bir insanın kendisinden sorulur... Ve lütfen unutmayalım ki; islam dininde hiçbir şekilde zorlama yoktur...
Hiçbir zaman aklımın almadığı bir konu vardır: İnsanlar öbür dünyaya yatırım yapmaya çalışıyorlar. Hani vadeli hesap, bonus, yer kapma gibi... Evet evet yanlış okumuyorsunuz ben konuşulanlardan biraz da bunu anlıyorum. Çünkü; "ahhh şunu şunu yapalım, öbür dünyada hanemize sevap yazılır".... ".... "yapalım ki Allah katında günahımız olmasın".... Çok daha ileriye gidip; "bebeği öldüğü için sevinip, bebeğin diğer dünyada onun günahları affettireceğini" söyleyenler bile var!!! Evet bu nasıl bir zihniyettir bilmiyorum... Arkadaşlar; çıkar gözetmeden, herhangi bir karşılık beklemeden, yatırım olarak görmeden yapılan iyilikler ve ibaretler kabuldur.
Ayrıca; çocuklarını kendilerine yatırım olarak görenlere de değinmeden edemeyeceğim... Konuşmalar; "eh boşunamı doğurup bu günlere getirdik, tabii yaşlılığımızda bize bakacaklar, öldüğümüzde kim ziyaret edecek" diye uzayıp gidiyor.
Sevgili anne ve babalar; çocuklarınız sizlere "bizi doğurun" demedi. Onların doğmalarını sizler istediniz. Onlar sizlere değil, sizler onlara bakmaya mecbursunuz. Bunu söylediğim için lütfen beni anne-baba düşmanı olarak görmeyin. Sevgili anne ve babama 5 kardeş olarak seve seve baktık ve hem sağlıklarında hem de ölümlerinden sonra onların istedikleri gibi yaşam öncesi ve sonrasında dileklerini yerine getirdik. Ama bunu mecbur hissettiğimiz için değil; onları çok sevdiğimiz için yaptık. Onların bize karşılıksız verdikleri maddi-manevi değerler için yaptık. Biz de onlardan hiçbir karşılık beklemeden hem sevgimizi, hem emeğimizi verdik. Her zaman için de HELALİ HOŞ OLSUN dedik...
Sonra hasta olup, zorla oruç tutanlarımızda var. Ben bunu anlayamıyorum. Hem Kur-an'da yazılanlara inanıyoruz, hem de yerine getirmiyoruz. Peki ne diyor; "bedeninize zarar vermeyeceksiniz", "sağlığınız el verdiği sürece tutacaksınız", "bedene verilen zarar günahtır"... Öyleyse ciddi sağlık problemleri yaşayıp, hem hayatımızı hem bedenimizi riske sokacak ise neden oruç tutuyoruz, madem Kur-an'a inanıyoruz, neden yazdıklarını yerine getirmiyoruz...
Benim için bir başka önemli konu da insanları "Allah" ile korkutmak. İnsan neden korkar; öcüden, kötüden, bilinmeyenden, zarar verecekten... Peki ya "Allah" için ne diyoruz; tüm evreni yaratan, tüm evrendeki canlıların iyiliğini isteyen, tüm canlıları seven... Öyleyse neden "Allah"tan korkuyoruz. Bence bu kadar iyi olan bir varlıktan korkmak değil, sevmek lazım. Sevdiğimiz için de saymak lazım. Ben "Allah"tan hiçbir zaman korkmadım. Onu her zaman sevdim ve saydım. Madem bu kadar iyi bir varlık, madem tüm canlıların yaratıcısı ve onların iyiliğini istiyor, neden korkayım, bunun yerine onu seviyorum, sevdiğim için de yaptıklarından dolayı onu sayıyorum.
Evet belki beni kınayanlarınız olacaktır ama benim düşüncem bu. Ben anne ve babamdan da hiç korkmadım. Ama onları her zaman saydım ve sevdim.
Şayet korkacağım bir varlık olursa, ona zorunlu olarak saygı gösterebilirim ama sevmem ve saygımda zorunluluktan yapmacık olur. Oysa ben yapmacıklıktan değil, doğallıktan yanayım. Ve ben ALLAH'I SEVİYORUM, SAYIYORUM. Onunda beni sevdiğini biliyorum. Çünkü ne zaman zor anlar yaşasam, bir şekilde yanımda olduğunu hissediyor, bana yol gösterdiğini görüyorum...
Din ile ilgili diğer bir konu ise; her nedense "Allah"ın sanki sadece "Müslümanları" yarattığını düşünüyoruz ya da öyle davranıyoruz. Madem ki; tüm evreni, tüm canlıları o yarattı ve yapılan herşeyden haberdar, o ne isterse onu yapabiliyoruz, öyleyse neden diğer dinden olanları ya da ataistleri dışlıyoruz. Onlara o din seçimini de Allah verdi. Nasıl ki, bize Müslümanlığı seçtirdiyse. Ya da dinler arasında geçiş yapmalarını sağladı. Bence insanların dini inançlarına karışılmamalı. İnsanların dini inaçlarını yerine getirmelerine izin verilmeli. Ölümlerinden sonra da kendi inançlarına göre görevleri yerine getirilmeli... Unutmayalım ki; bu KUL ile YARADAN arasındadır. Madem bu kadar sayıyor ve korkuyoruz; o zaman izin verin de günah ya da sevap varsa, kendi aralarında halletsinler...
Umarım bütün bu yazdıklarım birilerinin kulaklarına kar suyu kaçmasına neden olur. Umarım birileri silkelenip "aaaa evet doğru yaaaaa" diye bilir.
Umarım din ile siyaseti bir birinden ayırt edebilir.
Umarım seçtikleri dinden sadece kendilerinin sorumlu olduklarını bilir...
Ve umarım; dinde de, siyasette de özgür oluna bilinir.
Hepinizin Ramazan'ını kutluyor, sağlıklı geçirmenizi diliyorum...
Hoşluklar, güzellikler ile kalın...
SEMA
No comments:
Post a Comment